27 Mart 2018 Salı

Parkinson ve espiri


Benim miladım galiba Parkinson. Değişen bir sürü şey gibi espri anlayışım da değişti.

Samimi olarak bir itirafta bulunmak istiyorum. Sanki doğuştan Parkinsonluymuşum gibi öncesini   pek hatırlamıyorum. Yaptığım espiriler nasıldı bilemem de yapılanı hem hemencecik anlar hem de bol bol gülerdim sanırım. Şimdi yaptığım espiriler daha ziyade kara mizah oluyor. Bir espriye güldüğüm zaman ise de nedense "gülerim ağlanacak halime" tarzı bir alınganlık, suçluluk moduna  geçip, ağlayabiliyorum bile. Yapılan espirileri de biraz geç anlıyorum. Hatta bazen anlamayıp, açıklama bekliyorum yada bunda gülecek ne var diye düşünüyorum. Ben de hala espiri yapıyorum da yaptığıma da bir ben gülüyorum. Ben galiba artık bu işi beceremiyorum.

Sıkıldım da artık. Belki bir dönem yazmayı da bırakırım. Bırakırsam da dikkatim, ifade yetim, kendimi dengeleme unsurum hepten beni terk edecek diye kaygılanıyorum. Geri dönüşü olsa kesin bırakırdım ama en azından an itibariyle olmadığını biliyorum. O yüzden de düştükten sonra kalkıp, yerden tacımı alıp, çalışmaya devam ediyorum. Fakat ben keyif almadan yazınca, okuyanın da keyif almayacağını düşünüyorum. Eski yazılarıma bakınca ne kadar espirili kadınmışım diye düşünüyorum. O halimden eser yok şimdi. Eski halimden eser yok şimdi diye bir şarkı bile var... Nereden nereye? 

Demişken istatistiklerimi arada kontrol ediyorum hiç kimse okumuyorsa boşuna yazmayayım, enerjimi saklayayım diye velhasıl bugün itibariyle tamı tamına 10.000 okuyanım olmuş. Bu motivasyon değil de ne şimdi?

10.000 kişiye ulaşınca okuyan sayım bir çılgınlık yaparız demiştik terapistimle. Ne çılgınlık yapsak bilemedik... Genciz, güzeliz, elbet bir şeyler buluruz!



Teşekkür ederim! İyi ki yazdıklarımı paylaşmama fırsat veriyorsunuz!



23 Mart 2018 Cuma

Şu an pijamalarımla sokaktayım!

"Kim üzebilir seni senden başka.                                                                                                           
Kim doldurabilir ki içindeki boşluğu sen istemezsen
Kim Mutlu edebilir seni sen hazır değilsen
Kim yıkar yıpratır.   Seni sen izin vermezsen
Kim sever seni sen  kendini sevmezsen
Herşey sende başlar sende biter...
" F. Nietzsche



Blogu yazmanın tuhaf hissettirdiğini itiraf edebilirim. Sanki pijamalarımla sokakta dolaşıyormuşum gibi hissediyorum. Teknoloji ve paylaşım çağında olduğumuzu hatırlatmaya çalışıyorum kendime ama bu hislerimi değiştirmiyor. Bu konuda hafif eski kafalıyım diyebiliriz. Ama yine de yük paylaştıkça azalır, bilgi paylaştıkça çoğalır diye devam ediyorum. 

Bay P. çok tehlifsiz olduğu için 7/24 beraberiz. Çoğunlukla zamanım evde geçtiği için, ev de özelim olduğu için Bay P.'nin üzerimdeki etkisi ağırlıkla özelime giriyor. Haliyle yazdıklarım da Bay P.'nin yarattığı hasarlar olunca paylaşımlarım da bir o kadar özelim oluyor. Çok da takılmıyorum ama eskilerin sözü vardır kol kırılır yen içinde kalır diye. Ben öyle büyümüşüm. Dışarı yansıtmak ister istemez efor sarf ettiriyor!