27 Mayıs 2025 Salı

Doktor Semptomları Tedavi Eder... Hasta İçindekini Boşaltamaz…

Doktor randevuları bir nevi koyun can derdinde kasap et derdinde modunda geçiyor. Benim derdim içimi dökmekken, doktorun derdi belirtilere yoğunlaşmak. Niye doktoru kasap yaptım diye düşüyorsanız, mesele bakış açısı. Yoksa koyunu kanguru, kasabı manav da yapabiliriz. Atasözünü bozmamak adına böyle bırakıyorum.

Benim yaşadıklarım beni bağlar. Mesela ilaçlarıma başladığım zaman vapurda otobüste duraklar arası uyku atakları, mide bulantıları, düşmeler yaşıyordum. En ufak şey beni heyecanlandırıyor. Doktora gittiğim zaman unutmamak için yazıyorum. Sonuçta doktor söylediklerimi dinledikten sonra prospektüse mi baktın diye soruyor.

Doktor belirtilerimi iyileştirmeye çalışırken benim de gayret etmem gerekiyor diye düşünerek dinliyorum ve uygulamaya çalışıyorum. Fakat zorluyor. Benim için hastalık kabul edilmesi zor bir durum. Kendi içimdeki sesler şöyle yükseliyor:
-Niye ben?
-Kabul etmesem, misafirliğe gittiğimiz evde ev sahibinin olmamasıdurumunda kapıdan döneriz ya onun gibi. Yani hastalığı kabul etmezsem acaba beni bırakır mı?
-Son içtiğim ilaçların yan etkileri acaba geçecek mi?
-Kimseye görünmek istemiyorum.
-Yardım edenden, yardım isteyen zorunda kalmak üzüyor.
-Evde bunaliyorum ama dışarı çıkmaya korkuyorum.

Ben kendi hakkımda bir sürü düşünceye kapılırken, hastalığımı öğrenen bir arkadaşın tepkisi beni çok etkiledi. Demek ki ben kafamda abartmıyorum, verdiğim tepkileri herkes veriyor sonucuna vardım. Olay şöyle gelişti. Hastalığımın ilk zamanlarında yardımcımla rapor almak için hastaneye gitmiştim. Orada tekerlekli sandalye ile giderken arkadaşım Zeynep'e rastladım. O da annesini getirmişti. Beni tekerlekli sandalyede görünce gözlerindeki şaşkınlık ifadesini gördüm. Hasta olduğumu duymamış. Beni bir ağlama krizi tuttu ki anlatılır gibi değil. Daha ben teşhisimi kabul edememişken bu tepki bana ağır geldi. Utandım. Bu halimle görünmek istemedim. 
Zamanla hem hasta olmaya, hem de belirtileriyle başa çıkmaya alıştım. Fakat alışamadığım bir nokta doktora gittiğimde ben konuşunca doktorun insan olarak beni değil de hastalığın belirtilerini duyması. Biliyorum işleri altın terazisiyle ilaçlarımı ayarlamak ki ben rahat edeyim. Fakat beni insan olarak görmüyor mü acaba, sadece bir belirti tablosu muyum diye de hassas noktamdan vuruyor.