Doktor randevuları bir nevi koyun can derdinde kasap et derdinde modunda geçiyor. Benim derdim içimi dökmekken, doktorun derdi belirtilere yoğunlaşmak. Niye doktoru kasap yaptım diye düşüyorsanız, mesele bakış açısı. Yoksa koyunu kanguru, kasabı manav da yapabiliriz. Atasözünü bozmamak adına böyle bırakıyorum.
Benim yaşadıklarım beni bağlar. Mesela ilaçlarıma başladığım zaman vapurda otobüste duraklar arası uyku atakları, mide bulantıları, düşmeler yaşıyordum. En ufak şey beni heyecanlandırıyor. Doktora gittiğim zaman unutmamak için yazıyorum. Sonuçta doktor söylediklerimi dinledikten sonra prospektüse mi baktın diye soruyor.
Doktor belirtilerimi iyileştirmeye çalışırken benim de gayret etmem gerekiyor diye düşünerek dinliyorum ve uygulamaya çalışıyorum. Fakat zorluyor. Benim için hastalık kabul edilmesi zor bir durum. Kendi içimdeki sesler şöyle yükseliyor:-Niye ben?
-Kabul etmesem, misafirliğe gittiğimiz evde ev sahibinin olmamasıdurumunda kapıdan döneriz ya onun gibi. Yani hastalığı kabul etmezsem acaba beni bırakır mı?
-Son içtiğim ilaçların yan etkileri acaba geçecek mi?
-Kimseye görünmek istemiyorum.
-Yardım edenden, yardım isteyen zorunda kalmak üzüyor.
-Evde bunaliyorum ama dışarı çıkmaya korkuyorum.