6 Temmuz 2015 Pazartesi

Yakınlarımızın korkuları ve anlayamadıkları-1

Son günlerde kendi hastalığımla birlikte başlayan gözlemlerimin başkalarında da olduğunu fark ettim. Konu bu sefer hastalık değil, yakınlarımızın korkuları, anlayamadıkları ve ne yazık ki çoğunlukla iyi sonuç vermeyen iyi niyetli yaklaşımları...

Kimin başına ne zaman ne geleceğini kimse bilemez. Ben yazarken hastalığımın tıbbi boyutunu değil, kendi penceremden gördüğüm ve düşündüğümü aktarıyorum. Hastalık ve uzun süreli bakım kavramları; kişiyi  ve aileyi bütünüyle ilgilendiren korkutan bir durum. Hasta olan kişi zaten çektikleri ile baş edebilme gayreti içindeyken ve nasıl olduğu ortadayken,  her gelenin ‘’nasılsın?’’ diye sorması hastanın yıpranan sinirlerini daha da çok bozar. Ayrıca sık sık nasıl olduğunu sorma insanda ’’acaba  benden saklanan bir durum mu var? Kötü mü olmalıyım?’’ sorularını da uyandırabiliyor. Kendi kendine yetemeyen biri halihazırda hassas ve kırılgandır. Havadan nem kapar. İstediği zaman istediği kadar sessizce(etrafın dikkatini çekmeyecek şekilde) yardım etmek  bence en makbul olandır.

Burada bir parantez açma ihtiyacı hissediyorum. Bir yandan her an kırılabilecek bir porselen bebek olmadığımı söylerken öte yandan yardımsız bir takım şeyleri yapamadığım için hasta yakınları için oluşan çelişkilerin farkındayım. Bir yandan sürekli sabır, hoşgörü beklenirken öte yandan kişisel alanın ihlali söz konusu olabiliyor.

Çektiği sıkıntılarla yada ağrılarla herkesin baş etme tarzı farklıdır. O yüzden karşıdan bakarak tavsiyede bulunmak, akıl vermek yanlış anlaşılma ve gerginlik yaratabilir. Hasta kendi acılarını sıkıntılarını yaşarken kendini bir nebze rahat ettirecek pozisyonu en iyi kendi bulur. Bazı şeyler anlatılmaz yaşanır! Bugün yaptığını yarın yapamayabileceğini düşünen benim gibi birisi için, çekmek zorunda kalınılan şeylerin anlatımı mümkün değildir.

“Biraz gayret et, hasta nazı yapma, senin yerine ben yapayım, yavaşlatılmış film gibisin. Her zaman yaptığın şeyler şimdi niye yapmıyorsun?" gibi söylevler beni çileden çıkarıyor.

Yapabilecek olsam yapmaz mıydım zaten.....?

Karşıdan bakanlar yapamamakla yapmak arasındaki farkı anlayamazlar.
Her şeyden önce ‘’yapmak’’ve ‘’yapamamak’’ arasındaki farkı beraberce bulup, tanımak gerekir!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder